Temet nosce

Posted: 8 Mayıs 2018 Salı by Aykan in
0

Dünyevi acılarla yoğrulmuş kalplerin maruz kaldıkları ilginin(!) neticesi, bazıları için var olmanın acıları içerisinde; kimilerinin artık duygu(larının) parçalarına rastlamak mümkün değilken kimileri ise sığ sularda boğulur.
İşte parçalarımı aradığım bir anda Dario Moreno - Hatıralar Hayal Oldu parçasını dinlerken bu yazıyı yazmak geldi içimden.

Kendimi çoğu zaman (ve ilk olarak) var olduğum çağın olgularını eleştirirken bulurum. İnsanlığın bütün hücreleri, duyguları, yaşananlar bu distopya içerisinde var olur.

Uzun yıllara yayılan bu lanetli(!) farkındalığın hasadı olan -yeni serüvenimin haritası- "bu gerçeği değiştirme gücü elimde olmadığına göre..." şeklinde başlayan ve cümlenin tamamlanmasını sağlayacak (arzuladığım) yeni (bilgi, olay, ekol, disiplin.. adına ne derseniz deyin) etkileşimler arayışına yönelmeme sebep oldu.

Bu arayış ile doğru yolda olduğumun sinyallerini önce bazı kitaplarda, tartışma programlarında daha sonra sosyolojik ve tarihi temellerdeki bazı tezlerde buldum.

Tüm bu verilerin aynı kanal fakat farklı bir yol ile derlenmiş haline, çıkarımlarda bulunabileceğim bilgiye ise bugün, harika bir şekilde yazılmış, derlenmiş bir makalede rastladım. Bu rastlantının neşelendirici olmasını sağlayan en büyük özelliği ise "nedenin" Nietzsche gibi ekollerden çok farklı olarak (basit, sade bir biçimde) "acaba?" dedirtmeden, bazı teorilerin, bilgilerin, mesleklerin/ûnvanların altına saklanmamış olmasıydı.

Makaleyi sitesinden okuyabilirsiniz: http://www.guneslibirgun.com/kusak-teorisi/ (Aysun Yağcı)
daha sonra bir kısmını kendime not olarak aşağıda paylaşacağım.

Bu yazdığım blog yazısı arabesk* bir esinti olarak hissettirebilir kendini fakat aslında var olmanın sorgusu, kendimi bilmemin arayışıdır. Neden buradayız? Acıların ve sevginin en büyüğünü biz mi yaşıyoruz? 100 Yıl sonra bir mânası kalacak mı bunların, yaşananların? Karşıt iki duygunun yani siyah ve beyazın arasında gri olmamasının -gün bile alaca olurken- mimarı bizler miyiz:*? Kendi ışığını yakan insanlık, duygularının, zaaflarının esiri mi olacak? gibi..

Keşfimin mutluluğu için yazdığım bu yazıyı daha da uzatıp farklı konulara girmek istemiyorum, bu arada dario moreno bir göndermeydi; daha nice şairler, gönderilmemiş mektuplar, yırtılıp atılan kağıtlar süslüyor tarihi..

--------------------------------------------------------------------------

Yeni Nesil Berbat Mı Dediniz?

“Bugünlerde gençler kontrolden çıkmış durumda. Kaba bir şekilde yemek yiyorlar. Yetişkinlere karşı saygısızlar. Ebeveynlerine karşı çıkıyorlar ve öğretmenleri sinirlendiriyorlar.”
“Günümüzün gençleri öyle umursamaz ki ileride ülke yönetimini ele alacaklarını düşündükçe umutsuzluğa kapılıyorum. Bizlere, büyüklere karşı saygılı olmayı, ağırbaşlı davranmayı öğretmişlerdi. Şimdiki gençler kurallara boş veriyorlar. Çok duyarsızlar ve beklemesini bilmiyorlar.”
Bu sözler size çok tanıdık geldi öyle değil mi? Peki bu sözler sizce kaç yılında söylenmiş olabilir?
...
...
...
...

Gelelim en baştaki alıntılara. Birincisi Aristoteles’e ait, M.Ö 350’de söylenmiş;  ikinci ise M.Ö. 800’de yaşayan Heseiod’a ait.   Bilmem yeni nesillerle ilgili önyargılarımızı yıkmak için başka söze gerek var mı?

Google Talk to Books

Posted: 14 Nisan 2018 Cumartesi by Aykan in Etiketler: , ,
1

Google, veritabanında kayıtlı olan kitaplara soru sorabileceğimiz ve konulabileceğimiz yeni bir servisini aktifleştirdi.

ilgili yazı; https://blog.ted.com/announced-at-ted2018-googles-new-talktobooks-search/
linkhttps://books.google.com/talktobooks/

Komplo Teorisi ;
( Bunu birisinin yapması lazımdı o biri benim :) )

Sağlık veritabanlarındaki verilerden yeni buluşlar yapabilen yapay zekaları biliyorduk.
Şimdi karanlık ya da aydınlık bir çok veriye sahipler. Aralarında konuştuklarında çok fazla information, onların yapay zekasında knowladge a dönüşecek.
Edindikleri bilgilerden biyolojik kitle imha silahları yapmaları mümkün olacak (3D yazıcı ve türevleri..)
Gelecekte 'çok cahilsiniz keşke ölseniz` (ilber ortaylı parodi) demekle kalmayıp eyleme dökebilecek robotlar için büyük bir adımdır.

Boyun Düzleşmesi ( servikal lordoz )

Posted: 1 Ağustos 2014 Cuma by Aykan in Etiketler: , , ,
0

Boyun düzleşmesi teşhisim 1 yıl önce koyuldu.
Tabii ki sayısız makale araştırıp bazı doktorlara ve fizik tedavi merkezlerine gittim ve tedavi durumumla birlikte beraber bazı sorular sordum .
Enteresan bir şekilde bazı cevaplarla karşılaştım misal; bu durumdan etkilenenlerin yaşam kalitesinin aşırı düşeceği, beyine kan akışı kısıtlı biçimde gittiğinden dolayı unutkan, agresif,  spor bile yapamayacak, sürekli acı içinde yaşamaya mahkum bir mahlukat olduğu tanımı..
Tabiidir ki bunun bilgi eksikliğinden olduğunu araştırmalarım sonucunda fark ettim. Sonuç olarak dilin kemiği yok ve ağzı olan konuşuyor ( beceriksiz hekimler de dahil. ) .

Peki ben nasıl bir sonuca ulaştım ?
Boyun düzleşmesi ; boyun kemiğinin kavisli özelliğini kaybedip doğal yapısı dışına çıkması ve bunun yan etkileri ise hayıflanmak yerine vücudun B planını devreye sokabiliriz .

 Nedir bu B planı ? 
Kemikten sora gelen KAS.

Kas nasıl yapılır falan bunları burada ben anlatmayacağım, onun yerine size somut bir örnek vereceğim;

Normal de boyun kemiği kırılan bir insanın anında ölmesi gerekir değil mi ?
Sporla uğraşan bir arkdaşıma göre de bu durum aynen böyleymiş fakat fikrini değiştiren bir olay ile karşılaşmış. İzlediği boks müsabakasında boksör boynuna öldürücü bir darbe alır, boyun kemiği kırılır ve ölmesi beklenirken yaşamaya devam eder. Tabiiki bu durum araştırılır ve neticesinde boynundaki geliştirmiş olduğu kasların hayatını kurtardığı öğrenilir.

Zaten araştırmış olduğum bazı makalelerde de spor, egzersiz bu işin ilacı deniyordu ve fizik tedavimden sora elime egzersiz hareketlerinin olduğu bir broşür tutuşturmuşlardı .

 2. bir örnek olarak bugün araştırma yaparken bir haber sitesinde görmüş olduğum
Beyin ve Sinir Hastalıkları Uzmanı açıklamalarının yer aldığı bir haberi paylaşacağım.

->
Kaynak
Özel BSK Kütahya Anadolu Hastanesi Beyin ve Sinir Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Zeki Buharalı, boyun düzleşmesi yaşayan birçok hastanın boyun ağrısı şikayetiyle doktora başvurduğunu bildirdi.

Özel BSK Kütahya Anadolu Hastanesi Beyin ve Sinir Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Zeki Buharalı, boyun düzleşmesi yaşayan birçok hastanın boyun ağrısı şikayetiyle doktora başvurduğunu bildirdi.
Prof. Dr. Buharalı, yaptığı yazılı açıklamada, insan omurgasının doğal bir anatomik duruşu olduğunu, boyun ve bel bölgesindeki içe kavisin bu anatomik doğal duruşun temelini oluşturduğunu belirtti.
Doğal anatomik duruşun devamlılığını omurgalar arasında disk denilen yumuşak özel yapıların sağladığına işaret eden Prof. Dr. Buharalı, bu özel yapıların iç kısmından başlayarak yırtılması ve omuriliğe doğru zamanla yavaş yavaş kaymasının omurga mekaniğini bozarak boyun düzleşmesine neden olduğunu duyurdu.
Prof. Dr. Buharalı, uzun süreli öne eğimli pozisyonda oturarak çalışma, ağır yük kaldırma, yüksek yastık kullanma, koltuk ve kanepe kenarına başı yaslayarak uyuma ve dinlenme, boyun öne eğik kötü duruşun boyun düzleşmesine yol açabileceği uyarısında bulunarak, şunları kaydetti:
"Boyun düzleşmesi yaşayan birçok hasta boyun ağrısı şikayetiyle doktora başvuruyor. Yırtılıp kayan disklerdeki deformasyon ve kabarma giderek artarsa boyun düzleşmesi sonunda boyun fıtığına neden olabilir. Boyun fonksiyonlarının bozulması, boyun ve omuz kaslarında gerginlik ve ağrı, baş ağrısı, baş dönmesi gibi şikayetlere neden olabilir. Boyun hareketlerinde kısıtlanma, gece ağrı nedeniyle uyanma, sabah boyun ağrısıyla uyanma gibi şikayetler olabilir. Düzleşmiş boyun kavisini tekrar eski haline döndürmek mümkündür. Belli aralıklarla boyun kavisini yeniden oluşturan egzersiz programı, gerekirse elle yapılan hafif germe ve mobilizasyon teknikleri, boyun yastığı kullanımı ve duruşu düzeltme çabaları 2-3 hafta içinde olumlu sonuç verecektir. Verilen programı yaşam alışkanlığı haline getirmek, boyun fıtığının oluşmasına karşı önemli ölçüde koruma sağlar. Boyun kavisini tekrar eski haline dönmesi ile hastanın yakınmaları tamamen geçer. Aynı zamanda ileriye dönük boyun fıtığı riskinden de kurtulmuş olur. Eski haline dönen doğal boyun kavisini koruyacak şekilde günlük yaşamı sürdürmeyi öğretmek şarttır. Boyun kavisini düzeltici egzersiz programı verilmeden, günlük yaşam alışkanlıklarını değiştirmeden yalnızca aletlerle yapılan fiziksel tedavi yeterli değildir. Boyunluk kullanmanın, şiddetli ağrılı 3-4 günlük dönem dışında faydadan çok zararı vardır. Aylarca takılması önerilen boyunluk tedavileri günümüzde terk edilmiştir."




GoogleADS